Yine harika bir rotanın verdiği keyifle ilk yaptığımız işlemleri söylüyorum. En tabi ki Londra gidiş , Dublin dönüş uçak biletlerimizi uygun fiyatlara aldık . Uygun aldık ama oralar pek uygun değil . Rotamız (Londra 3 tam gün 2 gece ) 3.gece Londradan trenle Invernesste uyanacağız . Iskoçya ( 4 gün) 4. gün Edinburghdan Dubline geçip Dublinde 2 gün kaldıktan sonra istikamet kürkçü dükkanı...
Londrada gittiğimiz gün merkezde vakit geçirmek , ikinci gün Oxford - Bibury- Cotsfold, üçüncü gün de Londrada dolanmak ve 3. gün akşam 20.00 Caledonian Sleeper https://www.sleeper.scot gece treniyle sabah invernesste olmak planımız. Tren biletini 1 ay önceden 4 kişilik yataklı ikiz odayı 370 pounda aldık. Buralarda araba kiralayıp Isle SKy ve Highlands bölgelerini 2 günde gezip 3.gün Edinburgha geçmek mantıklı dedik. Edinburghta da 2 gün gezip son durak Dublin. Dubline Rynair ile 4 kişi bagajlı 145 dolar. Bileti yine 1 ay önceden aldık.
Gatwicke indiğimizde inanılmaz bir tren bileti kalabalığı vardı. Sonrasında dağıldı. 30 dkda 4kişi 34 pounda merkezdeydik trenle.
1.gün rotası
London Eye
Big ben- Westminster
Trafalgar
Meydanı
Piccadily circus
Covent Garden
Camden Market
Kuzeyde yer alan Camden Town, hareketli yapısı ve zengin alışveriş, eğlence olanaklarıyla geniş kitleleri kendisine çekebilen bir başka popüler yerleşim bölgesi.Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız, hippi merkezi olarak adlandırılan ve yaratıcılığın merkezi kabul edilen bölgeye hafta sonu gitmenizi öneririm. Çünkü Cumartesi ve Pazar kurulan 6 pazar yerinde kitaptan takıya, çiftlik ürünlerinden giyime kadar birçok farklı kategoriden ürünü cazip fiyatlarla satın alma şansını yakalayabilirsiniz. Aynı zamanda Amy Winehouse da bu bölgede yaşamış.
Kings cross Kings crossta 9 3/4ekspresi yazısının önünde sıra var ve fotoğraf çekilmek 10 £
Big ben- Westminster
Elizabeth Kulesi. 26 Haziran 2012 tarihinde, kraliçenin
tahta çıkışının 60.yılı onuruna parlamento kararıyla kulenin ismi
değiştirilmiş; ancak kuleyi bilen herkes Big Ben olarak biliyor Ayrıca Big Ben dünyanın en büyük ikinci dört yüzlü ( dört bir tarafından
saat görünüyor) saat kulesi (en büyüğü Mekke’de). 16 Ekim 1834 tarihinde çıkan
yangın sonucu Westminister Sarayı tahrip olmuş ve sonrasında Victoria Gotik
tarzındaki kule saray kompleksine eklenmiş. Kulenin uzunluğu 96,3 metre ve
kulede bulunan saatin ağırlığı ise 5,5 ton.Aslında Big Ben, kulenin çanının
ismi; ancak bir süre sonra tüm kuleye Big Ben denmeye başlanmış. Çanın ağırlığı
13,5 ton ve çan çaldığı zaman sesi uzak mesafelerden (yaklaşık 14 km) bile
duyulabiliyor. Big
Ben’in hemen yanında Westminister Sarayı bulunuyor. Burası aslında parlamento
binası ve içerisinde Lordlar Kamarası (House of Lords) ve Avam Kamarası (House
of Commons) bulunuyor. Online rezervasyon yaptırdığınız takdirde belirli
tarihlerde parlamento binasını gezebiliyorsunuz. Kişi başı ücreti 18,5£
civarında. Ayrıca Westminister Sarayı’nın hemen arkasında bulunan Wesminister
Abbey’i (kilise)
Adını İngiliz
donanmasının Amiral Horatio Nelson komutasında İspanyol ve Fransız
donanmalarını yendiği Trafalgar Savaşı’ndan alıyor. Trafalgar nedir diyecek olursanız, İspanya’nın güneyinde bulunan bir burun.(Trafalgar
deniz savasinda İspanya ve Fransayi yendkleri icin) Noel kutlamaları,
protestolar bu meydanda yapılır. Buradaki dev çam agacı da Oslo nun ikinci dünya
savaşında İngiltereye hediyesidir.
Nelson anıtı da bu meydanda bulunur.
Piccadily circus
Atmosferi ile New
York’taki Times Meydanı’nı anımsatıyor. 1893’te dikildiğinde olumsuz tepkiler
alan Eros Heykeli‘ne ev sahipliği
yapıyo.
Covent Garden
Orta Çağ’da sebze ve
meyve yetiştirilen tarlalarla kaplı Covent Garden,
günümüzde Büyük Londra’nın sosyal açıdan en hareketli yerleşim bölgesi olarak
anılıyor. Bu semtin merkezinde yer alan ve 17. yüzyılda Mimar Inigo Jones
tarafından tasarlanan meydana kurulu Covent Garden Market ise
Salı’dan Pazar’a her gün, el işi ürünler satın almaktan hoşlanan yerli halktan
bireyler ve gezginler ile doluyor. Kapalı
pazar yerinin hemen önünde ise gün boyu sokak sanatçıları, akrobatlar ve
müzisyenler canlı performanslarını sergiliyor. Burası şehirde en güzel
hediyelik alışverişi yapılabilecek yerlerden biri.
Kuzeyde yer alan Camden Town, hareketli yapısı ve zengin alışveriş, eğlence olanaklarıyla geniş kitleleri kendisine çekebilen bir başka popüler yerleşim bölgesi.Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız, hippi merkezi olarak adlandırılan ve yaratıcılığın merkezi kabul edilen bölgeye hafta sonu gitmenizi öneririm. Çünkü Cumartesi ve Pazar kurulan 6 pazar yerinde kitaptan takıya, çiftlik ürünlerinden giyime kadar birçok farklı kategoriden ürünü cazip fiyatlarla satın alma şansını yakalayabilirsiniz. Aynı zamanda Amy Winehouse da bu bölgede yaşamış.
| camden town |
Borough
Market:
Tarihi Orta Çağ’a kadar uzanan Avrupa’nın en ünlü sebze-meyve pazarları.
Leicester Square: Sadece yayalara açık olan yer
Londra’nın sinemalar merkezi.
Chinatown: 19 yy’dan bu yana
Çin topluluğunun yaşadığı önemli semt, 70’ten fazla restoran yer alıyor.
Sky Garden’da Ücretsiz Panaromik
Londra silueti Hafta içi 10.00 –
18.00, Hafta sonları 11.00 – 18.00 saatleri arasında açık
2.GÜN ROTAMIZ ( Londranın güzelim köyleri)
Kiraladığımız arabamızla sabah erkenden yola çıkıyoruz Oxforda doğru. Universitelerin tarihi 750 yıl oncesine kadar dayanıyor. Çoguna girmek ücretli, 4-8£ arasında değişiyor giriş ücretleri...Sadece bir tane gezecekseniz Christ kolejini tercih edebilirsiniz. Ögrenciler kente diğer İngiliz şehirlerinde pek bulunmayan bir enerji veriyor.
OXFORD CHRIST CHUCH KOLEJİ
Harry Potter buyuk salon.
HAYDİ COTSWOLDSAaaa →→→→→➡️➡️
2.GÜN ROTAMIZ ( Londranın güzelim köyleri)
Kiraladığımız arabamızla sabah erkenden yola çıkıyoruz Oxforda doğru. Universitelerin tarihi 750 yıl oncesine kadar dayanıyor. Çoguna girmek ücretli, 4-8£ arasında değişiyor giriş ücretleri...Sadece bir tane gezecekseniz Christ kolejini tercih edebilirsiniz. Ögrenciler kente diğer İngiliz şehirlerinde pek bulunmayan bir enerji veriyor.
OXFORD CHRIST CHUCH KOLEJİ
Harry Potter buyuk salon.
Oxford
Üniversitesi kolejlerinden Christ Church Koleji’ne girmek için Giriş ücreti 9 £ veriyoruz. Büyük salon gerçekten etkileyici. Dönünce tekrar izleyince insan daha çok etkileniyor.
HAYDİ COTSWOLDSAaaa →→→→→➡️➡️
Cotswold neymiş biraz açalım.
Buradaki taş evlerin özelliği bölgede bolca bulunan kireçtaşından yapılmış olmasıymış. Cotswolds'u büyük kireçtaşı tepeleri çevreliyormuş. Kasabalar da bir nevi bu kayaların için oyulmuş gibi aslında. Çıkartıldığı bölgeye göre rengi değişiyor.
Kuzeyde bal rengi ve daha koyu iken güneyde altın rengi ve daha açık.
Sonuç; küçücük altın legolardan yapılmış minyatür evler
Kendileri de bu simetrik tuğlalarını "chocolate boxes" olarak tanımlıyorlar. Buradaki köy hayatı, günümüzde üretici köylünün yanı sıra daha çok zengin şehirlilerin ikinci evlerinde yaşadıkları ufak butik çiftlik hayatları olarak karşımıza çıkıyor. Aslında tarihinde de Burford hiçbir zaman büyük şehir tüccarları tarafından sömürülen bir hayat tarzına sahip olmamış. Üretici köylü, şehirliden daha zengin ve imtiyazlı olmuş. Daha 1090’larda William Rufus krallığında imtiyazlı bölge ilan edilmiş. Her mülkün krala ait olduğu dönemde bile Burford’luların kendi pazarları, mülk alım satım ve kiralama hakları varmış. Genel geçer feodal düzenin dışında kalarak büyük bir tüccarlar derneği tarafından yönetilmiş. Ana geçim kaynağı tarım ve tabi ki değerli kürkü ile hayvancılık. Zaten Cotswolds ismi de” Cote: koyun” ağılı” ve “Wold: Yayla” kökünden türeme bir isim tamlamasıymış. Günümüzde de durum pek farklı değil.
Buradaki taş evlerin özelliği bölgede bolca bulunan kireçtaşından yapılmış olmasıymış. Cotswolds'u büyük kireçtaşı tepeleri çevreliyormuş. Kasabalar da bir nevi bu kayaların için oyulmuş gibi aslında. Çıkartıldığı bölgeye göre rengi değişiyor.
Kuzeyde bal rengi ve daha koyu iken güneyde altın rengi ve daha açık.
Sonuç; küçücük altın legolardan yapılmış minyatür evler
Kendileri de bu simetrik tuğlalarını "chocolate boxes" olarak tanımlıyorlar. Buradaki köy hayatı, günümüzde üretici köylünün yanı sıra daha çok zengin şehirlilerin ikinci evlerinde yaşadıkları ufak butik çiftlik hayatları olarak karşımıza çıkıyor. Aslında tarihinde de Burford hiçbir zaman büyük şehir tüccarları tarafından sömürülen bir hayat tarzına sahip olmamış. Üretici köylü, şehirliden daha zengin ve imtiyazlı olmuş. Daha 1090’larda William Rufus krallığında imtiyazlı bölge ilan edilmiş. Her mülkün krala ait olduğu dönemde bile Burford’luların kendi pazarları, mülk alım satım ve kiralama hakları varmış. Genel geçer feodal düzenin dışında kalarak büyük bir tüccarlar derneği tarafından yönetilmiş. Ana geçim kaynağı tarım ve tabi ki değerli kürkü ile hayvancılık. Zaten Cotswolds ismi de” Cote: koyun” ağılı” ve “Wold: Yayla” kökünden türeme bir isim tamlamasıymış. Günümüzde de durum pek farklı değil.
. 1 – BIBURY KÖYÜ
İngiltere’nin
en güzel köyü olarak anılan Bibury, Londra çevresindeki güzel köyler arasında en çok sevilen ve en çok
turist çeken köymüş. Londra’nın kuzeybatısında, Oxford yakınlarındaki
Gloucestershire kontluğu sınırlarındaki Bibury yemyeşil doğası ve 17. yy’da bal
rengi taşlarla inşa edilmiş masal tadındaki taş evleri ile kitleleri kendine
çekiyor. Thames Nehri’nin kolu olan Coln Nehri’nin iki kıyısında kurulmuş
olan bu köyün her köşesinden
ayrı güzellikte, kartpostal güzelliğinde fotoğraflar çekilebiliyor. Bridget
Jones’un Günlüğü ve Stardust gibi filmlerin de yapıldığı Bibury’de bulunan
alabalık çiftliğinde balık tutmak da mümkün. Arlington Row evleri 1380’de yapılmış. İlk döneminde
manastıra bağlı yün depoları olarak kullanılmış. 1600’lerde ise yakınlardaki
Arlington Değirmeni’nde çalışan işçiler için kıyafet yapan dokumacılara ev
olmuşlar. Günümüzde Dünya Hazineleri listesinde ve bazı şanslı insanlar bizzat
bu hazinede oturuyorlar. Köyün orjinalliği
Hollywood’un da dikkatini çekmiş. Stardust ve Bridget Jones’un Günlüğü
filmlerine set olmuş. Misal; Stardust’taki Victoia’nın evi Arlington
Row’daymış.
Bence eğer bir filme set olacaksa o Hobbit’tir.
Nasılsa doğal set, ölçek küçültmek yeterli.Coln Nehri alabalık zengini ve köyde
1900’lerin başından beri bir alabalık çiftliği var.Denemek isterseniz, öğle
yemeği için Swan Hotel’i tercih edebilirsiniz.
2 – BURTON ON THE WATER
Cotswolds’un Venedik’i
Ortadan geçen Windrush Nehri ve
üzerinde, kenarlarında kuğuları ve kazları, etrafında bolca yeşillik
ile tam bir hafta sonu rotası olan Burton On The Water “Sakinliğin ve
huzurun resmini çizebilir misin?” sorusuna yanıt oluyor.
Bourton-on-the-Water’da yapılacak en güzel aktiviteler seyyar
dondurmacıdan dondurma alıp nehir boyunca yürümek, ayaklarını nehre sokan,
piknik yapan kalabalığa karışmak, çimlere uzanmak, klasik arabaların
sergilendiği Motoring Museum’u gezmek, önündeki sarmaşıklarla dolu araba ile
fotoğraf çektirmek. Cotswolds Perfumery. Hemen köprüyü
geçtikten sonra, Victoria Caddesi üzerinde karşınıza çıkıyor. 300
yıllık bir binada 1966’dan beri faaliyetteler. Kendi serileri var ve ayrıca
kişiye özel butik parfümler üretiyorlar. Kraliçe bile kendisi için parfüm
yaptırmış. Siz de onun gibi kendinize özel parfüm yaptırabilirsiniz ya da
bizzat mutfağına girip kendiniz üretebilirsiniz. Bunun için iki ayrı seviyede
workshop’ları var. Workshop fiyatları yüksek ancak parfümlerinin hesaplı
olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca internet üzerinden parfüm ana maddeleri doğal
yağları ve parfümeri araç gereçlerini de satıyorlar.
Bir daha gelirsek buradaki diğer köyleri de gezmek ve daha çok vakit geçirmek istiyorum. Mutlaka ama mutlaka gidin masalın içine girin.
3 - Stow-on-the-Wold
Stow-on-the-Wold’e aşık olmamak mümkün değilmiş.
Pazarıyla ünlü kasabanın halkı o kadar misafirperver ve yabancılara karşı iyi
niyetli ki köy meydanındaki kitaplıktan kitap ve DVD ödünç alabilirsiniz.
Meydan çevresindeki sokakları turlayın, kuzey kapısı Tolkien romanlarını
çağrıştıran St. Edward’s Kilisesi’ni gezin, seyahat rafları şaşırtıcı derecede
zengin kitapçı Borzoi’ye uğrayın, sonra öğle yemeği için Huffkins Bakery’ye
gidin. Ana meydana dönerken karşınıza St.
Edwards Church çıkıyor. Biraz da popüler kültürden örneklendirelim: ünlü rock
grubu The Who’nun basisti John Entwistle’ın cenaze töreni bu kilisede yapılmış
en tuhaf “eser
Cezalandırılacak mahkumların ellerini ve kafalarını
tahtaların arasına sıkıştırıp meydanda sergileterek halka yuhalattıkları,
domates patates fırlattırdıkları aşağılayıcı işkence aletiymiş bu. Bizzat
döneminden kalmış, kullanılmış. Bi buraya bir dahakine gidicez inşallah
Bu Muhteşem yerleri gezdikten sonra sıra başka bir muhteşem yerde ..
İSKOÇYAAAAAAAAAAAAAAAA
İskoçyayla ilgili araştırıp bulduğum bir kaç ilginç bilgi veriyim
Londradan akşam 20.00 Caledonian sleeper treniyle sabah 10.00 da invernessteydik . Yataklı 2 kişilik iki oda aldık yaklaşık 370 pound ödedik toplam. Temiz ama odalar gerçekten dardı. Aradaki kapıyı açınca oda biraz büyüdü de eğlenerek gittik. Amaaa gece tren arıza yapmaz mı kaldık dağın başında. Sabah da 2 saat geç gittik biz de düştük paramızın peşine ki paramızın tamamını dönünce kartımıza yatırdılar. :) Sabah invernesse inince kiraladığımız arabamızı almaya gittik sonra da tuttuğumuz eve. İnverness çok şirin bi yer bana Bergen i hatırlattı. Aynı gün biraz invernessi turladık.
Bu Muhteşem yerleri gezdikten sonra sıra başka bir muhteşem yerde ..
İSKOÇYAAAAAAAAAAAAAAAA
İskoçyayla ilgili araştırıp bulduğum bir kaç ilginç bilgi veriyim
- Edinburgh Hayvanat Bahçesi’ndeki Nils Olav isimli imparator penguene 2008 yılında “Sir” ünvanı verildi.
- Ülkede toplam 790 ada var ve bunların yalnızca 130’unda yerleşim var.
- Golf, İskoçya’da 15. yüzyıldan beri oynanıyor.
- Ülkenin viskiden sonra en önemli simgeleri olan ekoseli etek ve gayda da viski gibi aslında İrlanda'dan alınmış.
- İskoç nüfusunun %14’ü kızıl, %40’ı ise kızıl saç geni taşıyor.
- "Tereyağı ve viskinin iyileştiremediğini hiçbir şey iyileştiremez" diye bir atasözleri vardır.
- Tek boynuzlu at İskoçya'nın ulusal hayvanı olarak kabul edilir.
- Yapılan kazılarda ilk tuvalet İskoçya'da ortaya çıkmıştır.
- Hogwarts İskoçya'dadır.
- Roma İmparatorluğu döneminde Britanya'yı, İskoçyalı kuzey kabilelerden korumak için inşa edilmiş olan Hadrian Duvarı hala ayaktadır.
- İskoçya, 15. yüzyıla kadar bağımsız bir ülkeydi. Daha sonra ülke, 1603'te Büyük Britanya topraklarına katıldı ve taht ile ilgili yetkiler İskoçya kralı tarafından İngiltere kralına devredildi.
- 1872'de ilk resmi uluslararası futbol maçı burada, İskoçya ve İngiltere arasında oynandı. İki taraf
da gol atamadı. Dünyanın ilk
renkli fotoğrafı 'Tartan Şerit' İskoçya'da çekildi.
- Tüm polisiye/dedektiflik romanları için esin kaynağı olan Sherlock Holmes, İskoç yazar Arthur Conan Doyle'un muazzam beyninin ve hayal gücünün bir ürünüdür.
- İskoçlar, koyun etine oldukça düşkünler. Özellikle İskoçya'nın geleneksel yemeğini sevebilmeniz için koyuna ve koyun etine yürekten bir bağlılık duymanız gerekiyor.
- İskoçya'nın çevresinde yaklaşık 300 tane kale bulunuyor.
- İskoçya sağolsun, dünya bugün antibiyotikler hakkında çok şey biliyor. Modern tıbbın öncüsü olan İskoçya doğumlu Alexander Fleming, penisilini bulan kişiydi.
- Geçmişin Vikipedi'si Britannica ansiklopedisi, İskoçya'da doğmuştur. Bilgileri bu şekilde toplama fikri, Edinburghlu bir kitapçı olan Colin Macfarquhar'a aitti.
- Edinburgh, 1800'lü yıllarda dünyanın en modern şehirlerinden biriydi. Bu unvanı almasında 1824'te dünyanın ilk itfaiyesine sahip olmasının da büyük etkisi vardı.
- İlk başarılı klonlanmış yaşam formu olan koyun Dolly, Edinburgh Üniversitesi'nde bir laboratuvarda yaratıldı. Bu deney, dünyadaki yaşamı anlamaya yönelik atılmış oldukça önemli bir adımdı.
- Bir annenin rahmindeki bebeğin görüntüsü almak için kullanılan ultrason, ilk olarak 1950'lerde Glasgow'daki hastanelerde kullanılmaya başlandı.
- 1724'te Margaret Dickson adlı bir kadın asılarak idama mahkum
edilmiş ancak ölmemişti. Daha sonra Dickson'ın serbest bırakılmasına karar
verildi, çünkü İskoç yasasına göre ceza uygulanmıştı. Yasada ölmemek ile ilgili
bir madde bulunmuyordu ve yaşanan bu olaydan sonra asılarak idam edilme cezasına "Ölene dek" ibaresi eklendi.
- Bağımsızlık sorusuna halkın %55.3'ü hayır, %44.7'si ise evet cevabı verdi. Böylece İskoçya Birleşik Krallık'ın parçası olarak kalmaya devam etti.
bazı bilinen iskoçlar belki tanırsınız ...
Alex ferguson
Celtic Glasgowun
Sir Walter Scott
Robert Burns (şair)
Londradan akşam 20.00 Caledonian sleeper treniyle sabah 10.00 da invernessteydik . Yataklı 2 kişilik iki oda aldık yaklaşık 370 pound ödedik toplam. Temiz ama odalar gerçekten dardı. Aradaki kapıyı açınca oda biraz büyüdü de eğlenerek gittik. Amaaa gece tren arıza yapmaz mı kaldık dağın başında. Sabah da 2 saat geç gittik biz de düştük paramızın peşine ki paramızın tamamını dönünce kartımıza yatırdılar. :) Sabah invernesse inince kiraladığımız arabamızı almaya gittik sonra da tuttuğumuz eve. İnverness çok şirin bi yer bana Bergen i hatırlattı. Aynı gün biraz invernessi turladık.
INVERNESS
CASTLE
INVERNESS
KATEDRALI
Reformden beri yapılmis ilk yeni
protestan katedralidir.
OLD
HIGH CHURCH
ikinci gün loch ness turu yapıp eve döndük . Canavarı göremedik ama muhteşem doğasını muhteşem kalelerini gördük.
ELİAN DONAN CASTLE
ikinci gün loch ness turu yapıp eve döndük . Canavarı göremedik ama muhteşem doğasını muhteşem kalelerini gördük.
ELİAN DONAN CASTLE
James
Bondda dekor olmuş. 13.yyda inşa edilmiş. Kesis Donandan dolayı adı bu. Burada
1935te Ghost vurulmuş. Eilean Donan, Loch Duich koyunda
bulunan bir ada ve Donan Adası anlamına geliyor. Ada ismini 617 yılında
yakılarak öldürülen Eigg’li Donan adlı Kelt bir azizden almaktadır. Adayı
bilinir yapan ise üzerinde bulunan kaledir. Eilean Donan Kalesi, 13.yy başlarında
Vikinglere karşı savunma amacıyla inşa edildi. Bu yüzyılın sonuna doğru kalenin
hakimiyeti Kintail’li Mackenzie Klanı’na geçti ve 1511 yılında Mackienzie’lerin
koruyucuları olan Macrae Klanı, kalenin kollukçusu oldu. Çok fotoğraflayın her yerden fotoğraf çekin. vaktiniz varsa gece gidin uzaktan görün.
LOCH NESS
1933te
meshur canavar görülmüş ve adına da Monster denilmiş. 2017 de 11 defa görülmüş.
Bir rivayete gore kimse görmeden hükümet bulup cıkarmış. Golde turlar oluyomuş 15 pound. Urguhart Kalesi de burada.
Loch Ness Canavarı ile ilgili ilk anlatı 1500 yıl öncesine
dayanıyor. İskoçya'da Hristiyanlığı yaymakla yükümlü olan İrlandalı misyoner
Aziz Columba'nın M.S. 565 tarihli notlarında bir canavardan bahsedilir. Buna
göre Columba, kralı ziyarete giderken Loch Ness Gölü'nde yaşadığı söylenen ve
insanları yediği iddia edilen canavar yüzünden geri dönmek zorunda kalır.
Columba'nın yazınında, canavarın bir insanı yediğine tanık
olduğunu not düşmüştür ve canavara göle geri dönmesini emretmiştir. Tanrı
korkusu olan canavar göle dönmüştür ve bir daha kimseye zarar
vermemiştir. Loch Ness Canavarı'nı gördüğünü iddia eden kişilerden herkes
bir kanıt bekledi. Beklenen fotoğraf 19 Nisan 1934'te İngiliz cerrah Colonel
Robert Wilson'dan geldi.
Fotoğraftaki uzun boylu canlı, soyu tükenmiş bir deniz canlısını
andırıyordu. Görünüşü, yıllarca nesilden nesile aktarılan anlatılarla
uyumluydu.1994'te Christian Spurling, ölüm döşeğinde bir itirafta bulundu.
Spurling, Loch Ness Canavarı düzenbazıolarak
da bilinen üvey babası ile her şeyi planladıklarını ve şaka yaptıklarını
söyledi. Buna göre Spurling'in üvey babası fikri bulan ilk kişiydi. Spurling de
kıvrımları olan küçük bir canavar figürü yaptı. Wilson da, göldeki bu hileye
kanan ilk kişi oldu. 2009
yılında İngiliz haber kanalı BBC, Loch Ness Canavarı'nı aramak için çalışma
yürüttü. Uydu, navigasyon ve kapsamlı deniz radarlarını kullanan BBC, gölün her
yerini taradı. Çalışmanın ardından BBC, Loch Ness Canavarı diye bir şey
olmadığını açıkladı. Loch Ness Canavarı ile ilgili ilk anlatı 1500 yıl öncesine
dayanıyor. İskoçya'da Hristiyanlığı yaymakla yükümlü olan İrlandalı misyoner
Aziz Columba'nın M.S. 565 tarihli notlarında bir canavardan bahsedilir. Buna
göre Columba, kralı ziyarete giderken Loch Ness Gölü'nde yaşadığı söylenen ve
insanları yediği iddia edilen canavar yüzünden geri dönmek zorunda kalıMIŞMIŞMIŞ.
Neyse o gün Loch Nesste Fort augustus kasabasına kadar gidip gölün etrafından döndük . Araba kiralamaktan korkmayın yollar muhteşem gezin gezebilidğiniz kadar.
Haydi Highland
işte gözü kapalı meşhur iskoç ineklerimizden....
kahvaltıdan sonra soluğu Taliskerde aldık. Tadına bakabilrsiniz beğenirseniz de burdan viski almayın. Free shoplarda daha ucuz. Bize ağır geldi . İçmesini bilene mutlaka güzeldir.

PORTREE
Dünyanın en güzel 50 kasabası gibi sıralamalara giren kasabalarmızdan. Güzel bir kıyıda güzel renklerle bezenmiş evler. Küçük, şirin , sıcak ... Beğendik ama yemek yemek için baya uğraştık. Ya kapalı ya dolu ya da rezervasyon derken bir tane bulduk.
Neyse o gün Loch Nesste Fort augustus kasabasına kadar gidip gölün etrafından döndük . Araba kiralamaktan korkmayın yollar muhteşem gezin gezebilidğiniz kadar.
Haydi Highland
işte gözü kapalı meşhur iskoç ineklerimizden....
kahvaltıdan sonra soluğu Taliskerde aldık. Tadına bakabilrsiniz beğenirseniz de burdan viski almayın. Free shoplarda daha ucuz. Bize ağır geldi . İçmesini bilene mutlaka güzeldir.
PORTREE
Dünyanın en güzel 50 kasabası gibi sıralamalara giren kasabalarmızdan. Güzel bir kıyıda güzel renklerle bezenmiş evler. Küçük, şirin , sıcak ... Beğendik ama yemek yemek için baya uğraştık. Ya kapalı ya dolu ya da rezervasyon derken bir tane bulduk.
SECRET FALLS
Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki yer de küçük küçük şelalelerin olduğu, yürüyerek gidilebilen (ama belli bir yere kadar arabayla tabi ki) doğa harikası.
SIRA NERDE GLENFİNNAN
O kadar şanslıydık ki gitik 5 dk sonra hogwart expresi geldi. Gitmeden o sahneyi tekrar izleyin gelin tekrar izleyin. Mİlyonlarda fotoğraf çekip çekilip yola koyulduk. Yolda national park görünce oraya girdik , küçük şirin bir restaurantında yemek yedik. Ardından kalacağımız kasaba Fort Williama vardık. FortWilliamda kaldığımız yer airbnbden tam bir iskoç olan ev sahibinin tavan arasında çok tatlı , temiz bir odaydı.
İSKOÇYADAKİ SON DURAK EDİNBURGH
Heybetiyle 1510 yılında 4.james tarafından dikilen edinburgh kalesini görmeden şehri gezmek mümkün olmuyor. Saray çok büyük bir kısmını ücretsiz gezebiliyorsunuz, içeri kısımlar ücretli . ücreti de abarttıkları için biz tercih etmedik . Bu sarayın bir bölümünde ONE CLOCK GUN top atışı yapılıyo askerler tarafından saat 13.00de. Bunun hikayesi de eskiden limana yaklaşan gemilere zaman sinyali vermek içinmiş. Kalede akşamları Ghost turlar düzenleniyor , showlar oluyo (biraz adrenalinle Edinburgh yaşanabilir) Bu hayalet turları da biyerde okuduğum kadarıyla şuradan geliyormuş; eskiden fakirler yeraltında yaşam sürmüşler sonra veba gelmiş soylular da ölmüş. Bu hayalet turlarının bir satış noktası Royal Miledaki Starbucks önü.
Yine kalenin içinde kraliyet köpeleri için aşırı düzenli yapılmış köpek mezarlığı varmış
ROYAL MİLE dayız. Burası Edinburgh Castledan Hollyrood Sarayına uzanan tarih kokan cadde. Aralardaki sokaklara mutlaka girerek gezin. Bazılarında geçitler(close) var. Bu geçitler İngiliz saldırılarından korunmak için yapılmış . Bu geçitlerden bazılarının isimlerini yazıyorum mapten bulabilirsiniz. Advocates close, Covenant Close, The Real Mary Kings Close...
Cowgate - gece hayatı
Victoria cad - restoran barlar,
Cockburn Cad - kıvrımlı cadde
Princess Street Garden - old town ile new town arasında buluunuyor. Bu cadde üzerinde Scott Monument ( Yazar Sir Walter Scott anısına dikilmiş) heykel bulunuyo.
Calton Hill - Bu tepeden muhteşem edinburgh manzarasını ücretsiz seyredebilirsiniz. Bu tepede bazı anıtlar da bulunuyo.
Edinburgh Üni - Watt ve Grahambell buradan mezunmuş. Dollynin klonlaması burada yapılmış.
Hearth Of Midlothian - cadde üzerinde arnavut kaldırımından yapılmış kalp şeklinde bi bölge . Küçük bi bölge ben zor gördüm. Buranın hikayesi de hapishaneyle ilgiliymiş iskoçlar buraya tükürüp geçermiş.
BOBBY HEYKELİ
Bu köpek henüz 2 yaşındayken sahibi hayatını kaybediyor . Ve bu köpek tam 16 yaşında hayatını kaybedene kadar sahibinin mezarında bekliyor. 4.george köprüsünün güney çıkışında görebilirsiniz.
Elephant House - Harry Potter ın bir kısmını yazar bu cafeye gelip yazmış.
